Tag Archives: Tübitak Çocuk

Evreka! Evreka!

Buldum! Buldum! Sonunda bağırıp çağırdıklarında ve çok öfkelendiklerinde, hatta kapıyı çekip gittiklerinde, annelerin de, çocukların da içini bir nebze olsun rahatlatacak ve “Bu herkesin başına gelen normal bir olaydır, sen hayatı Caillou’dan ibaret sanma, tüm anneleri de Caillou’nun annesi gibi her daim müşfik zannetme!” dedirtecek bir bilgiye ulaştım sonunda. Tübitak’ın Erkek Çocukluk Kitaplığı – Duyularımız serisinden çıkan -Korkmuyorum!- kitabını okudum bir süre önce.  İşte bu! dediğim bir bölüme rastladım ve şad oldum adeta.
Hani hep diyorum ya, çocuk ne yaparsa yapsın, evde ne fırtınalar koparsa kopsun, anne ne kadar berbat hissederse hissetsin, hatta isterse kıyamet kopsun, çocuğa hep aynı sükunetle, hep aynı titizlikle, hep aynı hoşgörü ile yaklaşmamızı salık verir ya; kitaplar, uzmanlar ve ben de son derece hayalperest, gerçekle asla örtüşmeyen, iddialı ve riyakar bulurum bu türden bilgileri, hatta deliye dönerim bundan. İşte bu noktaya temas eden, ebeveynlerin de yoldan çıkabileceklerini ve çocukların da bunu doğal karşılamaları ve  bundan korkmamaları gerektiğini anlatan, “Beni Bırakmayın!” adlı bu gerçekçi bölüm pek memnun etti beni.
Düşünsenize ölümüz olsa çocuğumuzun rutinini bozmayacak, kederimizi çocuğumuza ne pahasına olursa olsun yansıtmayacak kadar ileri gittiğimiz oluyor. Oysa ölüm hayatın en sert ve en büyük gerçeğidir. Ortada böyle bir şey varken çocuğu bundan bihaber, uzak tutmaya çalışmak, sözümona sağduyulu bir ebeveyn gibi davranmak saçmalık değil midir? Cem yılmaz’ın ünlü monoloğunda dediği gibi bir çırpıda deyivermeli “Ayşe, hepimiz ölcez!” 
Hem diyelim ki, her zaman aynı edayla, aynı sabırla,  aynı mükemmellikle davranan ebeveyne sahip bir çocuk var ortada. Bu çocuğun müstesna ebeveyni baki midir peki bu çocuğun hayatında? Ya da bu ebeveyn çocuğun düzenini korumakta ehil  midir daima? Değildir elbette. E, o halde? Biraz anormallik fena olmasa gerek, çocuğu hayata hazırlaması bakımından. Belki bir deli annenin, ansızın delirmesi çocuğu hayatın ani değişikliklerine hazırlıyordur. Belki delilik tümden faydasız değildir ve belki de kusursuzluk tümden faydalı değildir.
İddia ediyorum;  pek yakında modern anne, modern çocuk, en akıllı çocuk, en mutlu çocuk, her daim eğitim, çokçok eğitim gibi içi boş ama dışı pek parlak kaplı bu zırvalar çöpe gidecek. Daha realist, daha samimi, daha doğal yöntemlere (hatta yöntem kelimesi bile yanlış, o da bir kalıba sokuyor gene insanı) daha geniş bir sistemden konuşacağız. Hem de kişiye özel sistemlerden.  Bunun ilk işareti sadece bu kitap değil üstelik.
Advertisements

Haftanın Kitabı – Duyularımız

Tübitak Popüler Bilim Kitapları – Erken Çocukluk Kitaplığı’ndan çıkan 3-6 yaş arası çocuklar için harika bir kitap gene. Haydi Öğrenelim serisinden çıkan çok sevdiğim bir kitaptır bu da. Tübitak kitaplarının en sevdiğim tarafı, kitabı  interaktif bir biçimde okumaya imkan vermesidir. Bu şekilde anne ile çocuk karşılıklı olarak keyif alabilmektedir. Örneklendirerek, soru-cevaplarla okumaya yönelten tarafı fazlasıyla mevcut bu kitabın da. Kitabın içinde ve sonunda yer alan faaliyetler de insanın içini rahatlatacak derecede pekiştiren örneklerle dolu.
Okurken dikkat edilmesi gereken nokta; sürekli ilerlemek mümkün değil, çocuğun sıkılmaması ve ilgisinin baki kalabilmesi için her bir duyuyu bir başka günde okumak daha faydalı oluyor kanaatimce. Bir çırpıda okunacak hikaye kitabı değil zira.

Ayın Kitabı – Böyle Bir Kuyrukla Ne Yapardın?

What Do You Do With a Tail Like This’
Steve Jenkins – Robin Page
Çeviri: Özlem Özbal

Tübitak Popüler Bilim Yayınları – Erken Çocuk Kitaplığı’ndan 3-6 çocukları için harika bir kitap. Selim bayılır bu kitaba. Artık ezberlemesine rağmen gene de zevkle okur, okutur. 

Kazmaya yarayan bir burun, görmeye yarayan kulaklar, kan fışkırtan gözler… Hayvanların kulakları, gözleri, ağızları, burunları, ayakları ve kuyruklarıyla neler neler yapabildiklerini bilseniz şaşarsınız. Değişik resimleri ve içerdiği ilginç bilgilerle sıradışı bir kitap.

Kitabın resmi sitesi için tıklayınız.

Annelik Manifestom

1 yıllık çocuk yetiştirme deneyiminden sonra anladım ki çocuk yetiştirirken kitapları, uzmanları, doğru diye her dayatılanı baz almamalıyım. Kafamda bir kaç bilgi bulutcuğu ve tamamen içgüdüsel olarak bulduğum yöntemlerle devam ettim yola. Derken bu manifesto çıktı ortaya, doğru yahut yanlışlarıyla…
1. Kitaplardan, uzmanlardan örnekler alıp, prototipler yetiştirmektense, deli de olsa samimi bir anne olmak her zaman daha iyidir. Ne de olsa robot yetiştirmiyoruz. Her canlı ayrı bir dünya demekse bir örneği alıp tüm çocuklara uygulayamayız. Hem deli bir anne olmak her zaman kötü değildir, çocuğu bir nebze hizaya sokabilir.
2. Ahlak eğitimini doğru veremem diye endişelenme. İçinde iyi örneklerin olduğu kitaplardan al, bol bol oku. Bu aynı zamanda kitap aşığı çocuklar yetiştirmeye vesile olacaktır. Üstelik kelime haznesi şaşırtıcı derecede gelişkin bir çocuk çıkacaktır karşına.
3. Ahlak eğitiminde en önemli örneklerden birinin kendin olduğunu unutma. Deliyim, tutarsızım diye endişelenme, deli olmak demek ahlaksız olmak değildir. Bu konuda uyanık ol. Örneğin; telefonda seni arayan ancak görüşmek istemediğin birine ‘yokum’ dedirtmek  çocuğun gözünden kaçmayacaktır. Bu  olayla dürüstlüğün göreceli olduğu fikrine kapılır.
4.  Her ne kadar kitaplar bilmem kaç yaşına dek çocuğun sadece kendini düşündüğünü söyleseler de aldırma. Nerdeyse bebeklikten itibaren -empati- duygusunu yerleştirmeye çalış.
5.  Beden beslenmesinden ziyade ruh beslenmesine odaklan. Beden beslenmesi konusunda elzem olanla yetin.
6.  Berbat günler, berbat zamanlar olacaktır. Her ne olursa olsun anlamaz deyip kestirip atma, durumu çocuğa mutlaka anlat. (tabi anlayabileceği bir dilde) Ve ne olursa olsun, yaptığının doğru olmadığını, anne babaların da hata yapabildiklerini anlat ve mutlaka özür dile.
7. Dua et, onda sınırsız bir güç vardır.
8. Berbat zamanlardan sonra çocuğun sinirlerini yumuşatacak eylemler ara. Örneğin bol suyla oynamasına fırsat ver, ya da çok sevdiği bir eylemi yapmasına izin ver, sen de katıl.
9. İçine yerleştireceğin en elzem duygu; merhamet ve dürüstlük olsun. Hayvanlara olan ilgilerinden yola çıkıp merhameti aşıla. Şaka da bile yalanı hoşgörme.
10. Odasını toplaması konusunda esnek olabilirsin, dağınıklığını görmeyebilirsin, biraz sen, biraz o toplayabilir, bu konularda kuralcı ve değişmez olma. Kuralcılığı ahlaki eğitim konusunda göster.
11. Duyularını en erken zamanda açacak eylemler yap. Park gezintisi sırasında yahut sıradan bir gezintide bile farkındalığını artıracak konuşmalar yap. Bak menekşeler ne kadar renkli, gül ne güzel kokuyor, bulutlar ne güzel şekillenmiş, dinle bak rüzgar yaprakları nasıl hışırdatıyor, ağaca dokun bak nasıl pürüzlü gibi…
12. Anlamaz deyip bilim kitaplarını es geçme. Özellikle Tübitak Çocuk Yayınları  ile harika bir başlangıç yapabilirsin. Oku, anlat, dinle, sor, sorgulat.
13. Herhangi bir kızgınlık anında merhamet göstermek, ceza vermekten çok daha iyidir. Birinde anne sevgisini kaybetme korkusuyla hareket etme güdüsünü, diğerinde ise ceza korkusuyla hareket etme güdüsünü geliştirebilirsin.
14. Ah keşke mümkün olsa da hiç bir yerde kızmasak, azarlamasak çocuğumuzu. Ancak hiç olmazsa başkalarının yanında, kızma. Kızgınlığına engel olamayacaksan da seviyesizleşme. Küçük düşürücü olmadan anlat derdini. Zira etrafındakiler senden cesaret alıp, önce çocuğuna, sonra da sana aynı seviyesizliği ve hoyratlığı gösterme cüretinde bulunabilir.

15. Kızacağın bir eyleme girişir de gelip sana dürüstçe olayı anlatırsa asla kızma! Aslında kızgın olman gerektiğini ancak dürüstlüğünden çok memnun kaldığın için kızamadığını ve ceza vermeyeceğini dile getir. Böylece dürüstlüğünün önemine vurgu yapmış olursun, fiilen.
16. Konuştuğunda dinle. Aktif dinleyici ol hem de. Zira aktif olarak dinlemek, özgüven duygusunun gelişmesine ve önemsendiği hissine kapılmasını sağlar.
17. Her anne kendi çocuğuna göre manifestosunu ancak ve ancak kendi yazabilir. Tüm maddeler yalnızca bana ve büyük oğlum Selim’e göre yazılmıştır, yaşanmıştır. Henüz 4 aylık olan küçük oğlum daha şimdiden farklılık göstermektedir ağbisine göre nitekim. Ona da bir başka manifesto uygulamak gerekir sanırım.