Tag Archives: Sanat

BilimSelim – 7.Sanat

Selim bebekliğinden itibaren kısa film, sinema filmi, çizgi film, animasyon, belgesel kısaca sinemaya ait ne varsa içinde oldu. Zor geçen bebekliğini rehabilite eden can alıcı noktalardan biri buydu çünkü.  Burada da belirtiğim gibi çok çeşitli şeyler izledi yaklaşık 4 yıl boyunca.  Bu da filmler konusunda iyi bir birikim yapmasına vesile oldu. Mesela 3 yaşındayken fon müziklerini ayırt ediyor ve bir çeşit sınıflandırıyordu. Benim gibi dikkatsiz bir izleyicinin de uyanmasına vesile oluyordu bahsettikleri. Müziksiz film karesi olmadığını  farkettim bu vesileyle mesela.

Sürekli izlediği bir animasyon vardı; deniz canlıları ile ilgili.  Karidesin birini pirana kovalar, derken piranayı köpekbalığı kovalar vs.
Bu kovalama sırasında fonda gergin bir müzik çalardı. İlkin orda söyledi. “Anne, ben burda korkuyorum biraz, zaten korku müziği de çalıyor.” diyerek. Daha sonra bunları çeşitlendirdi; sevinç müziği, eğlence müziği, üzüntü müziği vs. diye. Başlangıç ve bitiş müziklerini çok önceden keşfetmişti.
Beraber oyun oynamak için otururuz mesela. Ya kendi bir hayvan rolüne girer ya da oyuncaklarını oynatır. Bu canlandırma sırasında bize de fon müziği çalmak düşer. Diyelim balıklar kendi halinde yüzüyordur, o zaman  neşeli müzikler çalmamızı bekler, derken bir köpekbalığı görünür ve gerilim müziği ister derhal.   Melodisini de kendi seçer. Iğn-ığn-ığn-ığnnnnnn! Oyuna dahilsek bir de sufle verir. Son zamanlarda da ağır çekime takıldı. Bak, seyret anne, şimdi ağır çekim yapacağım, diyerek son derece ağırlaştırır hareketlerini, derken ani bir şekilde hızlanır hareketler, normale dönmüş edasıyla. Bir süredir aynı anda iki role birden bürünüyor, üçüncü role girdiğine bile şahit oldum dün. “Dostum, buralarda bir Allosaurus (Dinozor) var ve yavrularımızı kapmak istiyor.” der son derece kalın ve boğuk bir sesle. Kendi T-Rextir. Allosaurustan daha güçlüdür elbette. Derken hızla kendisinin karşısına geçer, şimdi T-Rex ile dost Triceratopstur Selim; “Hemen saldıralım!” diyerek bambaşka bir ses tonuyla cevap verir öteki Selim’e.  Bir saldıran taraf olur, bir hızla karşıya geçerek vurulan taraf olur ve ustaca yere yığılır.  Saldıran da olanca gücüyle kükreyerek gücünü onaylar. İzlemesi epeyce zevkli.

1 seneyi aşkındır “Ben animasyoncu olacağım, animasyon filmler yapacağım.” diyor büyüyünce ne olacaksın diye soranlara. Ben de çaktırmadan ittirmiyor değilim hani bu konuda. Çocuğumu zorlamayacağım, kendi ne isterse onu olsun, diyenlere inat. Bazen eline kamerayı ya da fotoğraf makinasını tutuşturuyorum, bazen hayvanlarını kamera önünde canlandırıyoruz, bazen de sinema filmi seyrederken arka planda neler olduğundan bahsederek kanalize etmeye çalışıyorum. Bazen de ödül törenlerine denk geliyoruz ve Selim’i yönetmen olarak hayal ettiğim hikayeler anlatıyorum ballandıra ballandıra… And the Oscar by goes too… veya and the winner is… eşliğinde. Çocuğun da içinde istek ve yetenek varsa neden yönlendirmeyeyim? Belki bizim evden de bir Salvatore çıkar. Cinema Paradiso misali. Hem ortalıkta yeterince doktor, mühendis olmaya hevesli çocuk varken bir kaç tane de sanatçı çıksa fena mı olur? Benden yönlendirmesi ama hayat ne getirir, onu bilemem.

Bir de araştırıp animasyon film nasıl yapılır, diye bakacağıma dair sözüm var ona. Zaman bulabilsem keşke…

Advertisements

BilimSelim – Wassily Kandinsky

Selim aralıklarla Paint programında resim yapar. Geçen gün de bir yakınımızın kalp krizi geçirdiğini öğrenince epeyce dehşete kapıldı. “Ne yani ölebilir mi?” diye sordu endişe ve korkuyla gözleri açılmış halde. Bu konudaki bilgiyi de televizyondaki kalp krizi bilgilendirme filmlerinden edindi. O konuşmanın ardından aşağıdaki çizimi yaptı. Çizimlerini saklarken ona bir isim vermesini de isterim. Bu çizime verdiği isim de -Kalp krizi geçiren çocuk- oldu. Selim’in çiziminin Kandinsky’nin resimlerine benzerliği dikkatimi çekti ve pek hoşuma gitti. Bu konudaki bir diğer çalışması için de buraya tıklayabilirsiniz.

Kalp krizi geçiren çocuk