Tag Archives: Emzirme

Bebeğinizi Emzirin! Emzirmeyi Destekleyin!

Emzirme eylemi çok önemsidiğimdir. Hem anne, hem çocuk için büyük gereksinimdir bence. Hem ruha ve hem de bedene gıda niyetinedir. Nitekim Kuran-ı Kerim’de de bebeğinizi 2 yıl ve hatta 2,5 yıla kadar emzirin, buyrulur. Kendimden örnek vermek gerekirse, ben 2 yaşıma kadar anne sütü almışım. Üniversite yıllarıyla başlayan sağlıksız beslenme, sağlıksız barınma ve yaşama koşullarına rağmen çok şükür hala sağlıklıysam, bunu uzun süre anne sütü almama bağlarım. Ve dahi komandoluğumun bir kısmı da bundan kaynaklanır zannımca.

Bu sebeple içeriğini pek bilemesem de, bir bebeğe bir kez daha olsun fazladan emzirmeye vesile olsa bile yürekten desteklenmesi gerektiğine inandığım Emzirme Reformu’nu destekliyorum ve Canım Yasemin ve Berna‘dan gelen bu sobeyi vakit kaybetmeden cevaplıyorum.
1) Türkiye’de 6 ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç?
Yüksek sanıyordum ama bloglarda dolaşan bu yazılardan sonra %1,3 civarında gibi son derece düşük bir rakam olduğunu öğrendim. İlginçtir. Gerçi şu da bir gerçek ki bebek yetersiz besleniyorsa desteklenmeli de mama vs. ile. Bu yüzden de oranın düşük çıkması normal sayılmalı.
2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütüyle beslediniz?
Selim’i 21 ay emzirdim. Hedefim en az 24 ay idi. Ancak geceleri nerdeyse tamamen uyanık olması, ne beni ne de kendisini uyutmaması ve  bu işin faydadan ziyade ziyana dönüşmesi sebebiyle bitişe varamadan kesmiş bulundum. Kerim’i de gene 2 sene kadar emzirmek istiyorum ama ahkam kesmekle olacak iş değildir. Zaman ne gösterir bilinmez nitekim. 
3) Kaç ay doğum izni kullandınız?
Çalışmadığım için böyle bir sıkıntım olmadı. 
4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?
bkz. 3
5) Emzirdiğiniz ya da süt izni kullandığınız için isyerinde tepki ile karşılaştınız mı?
bkz. 3
 6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarda emzirdiğinizde sıkıntı yaşadınız mı?
İlk bebekte kesinlikle evet. Ancak 2.bebekte daha rahattım. Hele ki emzirme önlüğü ile kuytu köşelere saklanma derdinden kurtuldum epey.
7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Emzirme danışmanlığı ya da yeterince psikolojik destek bulabildiniz mi?
Özel bir desteğe ihtiyaç duymadım. İlk bilgiyi kabaca hastaneden almıştık zaten. Gerisini deneme-yanılma ve içgüdüye güvenme meselesiyle hallettik.
8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan “sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?
Tek başına çocuk büyütmenin belki de tek faydası bu. Etrafınızda kendi bildiğini dayatan insanlar da olmuyor haliyle ve bildiğiniz gibi yürüyorsunuz bu yolda.
9) Emzirme reformunu biliyor musunuz? Sizce neden gerekli?
Doğrusu koşullar nedir, şu an sistem nasıl işliyor bilmemekteyim. Tek bildiğim hem annenin, hem bebeğin buna yüksek oranda ihtiyacı olduğu ve sağlıklı bir şekilde emzirme eyleminin gerçekleştirilmesi gerektiğidir.
10) Emzirme reformunu web sitesinde desteklediniz mi? http://www.emzirmereformu.com’daki formu doldurmanız yeterli. Evet.
Ben de, gencecik yaşına ve zor koşullara rağmen emzirmekten vazgeçmeyen, takdir edilesi anne Taze Anne‘yi ebeliyorum. Cihan izin verir de cevaplayabilirse şayet elbette!

Emziren Anne Embesilliği

Emziren anneler aptallaşır derler. Malum dünya dertleriyle dertlenmesin, anne ve bebek çemberinin dışına çıkılmasın, mutlu ve mesut günler geçirsinler diye. Haliyle o kıymetli anne sütüne de bir zeval gelmesin diye. Ben ilk kısmı ziyadesiyle yaşadım ve yaşıyorum hala. Yani aptallaşma kısmını. Ancak ikinci kısma geçemedim. Belki de evde gözünüzün içine bakan bir başka çocuk varken anne-bebek çemberinin dışına çıkmamak, dünyaya gözünüzü kulağınızı kapamak mümkün olmadığından. Belki de ilk çocuklar için geçerlidir bu teori.
Uykusuz geçen gecelerin, iki çocuk arasında koşuşturmanın, aman büyüğü ilgisiz kalmasın, aman küçüğüne bir zarar vermesin, aman küçüğü de ihmal edilmiş olmasın, aman sütüm azalmasın, aman kompostom, aman yumurtam, sütüm, etim, aman ananas suyum, aman temizliğim, aman yemeğim, aman kocam da dışlanmış hissetmesin diye dertlenirken, bir de tüm bunların üstüne emzirmenin embesilliği eklenince düşünün annede kopan vaveylayı.
Bazen çok ürkütüyorum kendi kendimi. Çünkü bir çok eylemi otomatikleşmiş olarak yapıyorum ve malzemede yahut mekanda en ufak bir oynama ya da değişiklik tepetaklak etmeye yetiyor beni ve rutinimi. Evde bir tuzluğun yeri değişse örneğin bu büyük bir dalgaya dönüşüp ters yüz edebiliyor ortalığı. Kuantumdaki kelebek etkisi misali. Dünyanın bir yerinde bir kelebeğin ufak bir kanat çırpışı, dünyanın bambaşka bir yerinde büyük bir olaya dönüşebilmesi gibi. 
Kerim’in Cold-Mix adında; asla ağızdan verilmeyen ve tene bile değdirilmeden sadece giysiye sürülen ve burnu açmaya yarayan bir ilacı var. D vitamini ile aynı yerde duruyorlar. Çok kere D vitamini yerine Cold-Mix’i Kerim’e vermek üzereyken yakaladım kendimi ve dehşete düştüm korkumdan. Üstelik ayrı ayrı yerlere koymayı da uzun süre düşünemedim nerdeyse. Türk kahvesi yaparken suyu cezve yerine kahve kutusuna koymaktan da son anda kurtuldum çok kez. Çamaşır makinasını çalıştırmaya hazır hale getirip en son düğmeye basacağım an çıkan başka bir işle çamaşırları ertesi güne dek o vaziyette bıraktığım da çok oldu. Bir şey almak için odanın birine girdiğimde bir başka şeye dalarak serseri mayın gibi odanın içinde dört döndüğüm de olmuştur, olur ısrarla. Dışarı çıkarken çocukların üstünü başını derleyip toplamaktan, çanta hazırlamaktan, çocukları zaptetmekten, zar zor giyinmekten per perişan olarak kapıdan çıkarım hep. Dağılmış ancak muzaffer bir komutan edasıyla. Ancak yedek giysiler, biberonlar, bebek bezleri, oyuncaklar vs. derken unuttuğum tek şey vardır: kendi cep telefonum. Bir de çekine çekine söylerim İlter’e unuttuğumu. O da her zamanki gibi söylene söylene gider gerisin geri eve. Bu dönemde en tehlikelisi benim için eşyaların yerini değiştirmektir. Zira  o eşya lazım olduğunda rastlantısal olarak bulmuşsam ne ala, yoksa hak getire! Alıp da bir yere yerleştirdiğim ve bir daha bulamadığım eşyaları ikinci kez almak zorunda kaldığım çok oldu.
Birileriyle konuşurken özellikle fikir üretmek durumundaysam aptallığım tamamen ayyuka çıkıyor şimdilerde.  Halimi bildiğimden sürünün peşine takılmayı seçiyorum bu aralar. Birilerini uzun süre aktif olarak dinleyemiyorum. Kafam da, görüşüm de bulanık çok.  Hep sisler ardından bakıyorum sanki dünyaya. Elim de çok titrek bir süredir. Neye elimi atsam boşluğu tutar oldum nerdeyse. Kerim’in doğumundan beri mutfaktaki cam eşyalar seri bir sirkülasyon içindeler. Bardaklar hep tek tük kaldı. Eskiden cam kırılmasından ödü patlayan ben şimdilerde doğal karşılar oldum bu durumu. En son bu gece 2 bardak birden kırdım. Ve bir süre bakakaldıktan sonra kahvemi pişirmeye devam ettim istifimi bozmadan. Mutfağı toparladım. En son süpürgeyi açıp  Ederleziii, Ederleziii diye çığırarak temizledim ortalığı gayet sakin.

Ayın Ürünü – Emzirme Önlüğü

Oldukça basit ancak çok işlevsel bir ürün.  Bebeğinizi emzirmek sıkıntı olmaktan çıkıyor böylece. Hem de dışarda olmaktan kaçınmıyorsunuz. Oldukça hafif bir kumaştan yapıldığı için çantada yer de tutmuyor. Bir yere gittiğinizde köşe bucak kaçınmak yerine olduğunuz ortamı terk etmeden ve utanıp çekinmeden bebeğinizle ilgilenmek mümkün bu önlükle. Ben çok rahat ettim doğrusu.
Ben Bebeshop‘tan almıştım bu ürünü. Gördüğüm kadarıyla Mothercare’de de mevcut.
Detaylı bilgi için;
Buraya yahut buraya tıklayabilirsiniz.