Tag Archives: Çocuk kitapları

Ayın Kitabı – Bayan Leylek

Pek kıymetlim, çok değerlim Odtü Yayıncılık’ın ödüllü kitaplar serisinden bir örnek daha: Bayan Leylek. Ben bu seriyi ne okumaya, ne seyretmeye, ne çözmek için uğraşmaya ve ne de anlatmaya doyamadım. Gerek hikayeleri, gerekse çizimleri ile bildik kitaplardan  ilk görüşte ayrılan, bu kıymetli seriden gene sıradışı bir hikaye. Bildiğimiz tanımların, kavramların dışına çıkmayı masalsı bir tatla ve çarpıcılıkla anlatılıyor. Gerçi bana çarpıcı gelen çocuk saflığıyla birleşince koşulsuz bir kabule ve zevke dönüşüyor Selim’den gözlemlediğim kadarıyla. Öğüt yok, akıl vermek yok, ahkam kesmek, çaktırmadan dayatmak da yok üstelik. Büyük oranda hayal gücü var  ve hayata farklı bir yerden bakmayı  salık veriyor sadece. Çocuk dünyası gibi tıpkı bu sebeple. Üstüne üstlük çizimler serinin diğer kitaplarında olduğu gibi sanat eseri  kıvamında.

Kitabın resmi tanıtımı ise şu şekilde:
Bayan Leylek 

Yazan: Mohammad Reza Shams
İllüstrator: Negin Entesabian
Bologna Çocuk Kitapları Fuarı, 2004 Yılı New Harizons Avrupa En İyi Çocuk Kitapları Ödülü
Temalar: Yalnızlık ve paylaşım, hayal gücü, masal duygusu.
Konu: ‘’Ne yapacağımı biliyorum. Bayan leylek bana yardım edebilir. O bana bir anne bulabilir.’’ Sonra aceleyle bahçeye koştu…
Yayınevi Odtü Yayıncılık

Ayın Kitabı – Mutlu Kaplumbağa

Mutlu Kaplumbağa; Gene favorim Odtü Yayıncılık’tan çıkan, Bologna Çocuk Kitapları Fuarı 2004 yılı Avrupa En İyi Çocuk Kitapları Ödüllü seriden sevdiğim/sevdiğimiz bir kitap daha. Kitap için anasınıfı,1,2 dense de okuyorum ben Selim’e ve o da dinliyor keyifle. Sıradan hikayelerden uzak bu seri benim bile ufkumu açtı doğrusu. Günümüzde herşeyin çok hızlı olması sebebiyle kaçırdıklarımıza dokundurdukları açısından çok başarılı. Keşke ağırdan alabilsek biraz yaşamayı, her anı. Ya da gerçekçi olup bir kısmını diyeyim. 
Kitabın teması: Merak, deneme yanılma, çevre ve doğa sevgisi, arkadaşlık.
Konusu: Küçük kaplumbağa güneşi, ağaçları, nehri ve arkadaşlarını selamlıyor her gün. Çok mutlu. Bir gün yanından geçen bir tavşan ona “Neden daha hızlı yürmeyi denemiyorsun?” diyor ve olan oluyor..

Yazan: Akram Ghasempour
Resimleyen: Lisa Jamileh Barjesteh (İllüstrasyonlar serinin diğerleri gibi harikulade değil ama sonuçta heribirinde farklı bir tarz denemiş belli ki)

Birgün bir kitap okudum ve tüm hayatım değişti!

Orhan Pamuk’un Yeni Hayat kitabı bu cümle ile başlar, okuyanlar bilir. Kitabı on yıllar önce okumama rağmen, bu cümleyi hiç unutmadım nedense. Etkilendiğim her kitapta içimden tekrarladığımdan belki de. Kitaplar bir sevda bende. Okumasam da -orda bir köy var uzakta- misali olsunlar istiyorum hep yanımda. Kutuplarda yaşam misali, yılın ilk 6 ayını hiç kitapsız, yılın son 6 ayını da kusana kadar kitaplara gömülerek geçiririm. Nefesim kesilerek okurum da okurum. Haliyle vazgeçilmezlerimdir kitaplar. Bu sevda Selim’e de geçti tabiatıyla. Onu alıp saatlerce kitapçıda zaman geçirdiğim çoktur. Kardeşinden önce elbette. Koku delisi Selim’in en sevdiği koku, kitap kokusudur mesela, annesi misali. Geçenlerde Elif Şafak Twitter’da yurt dışında bir çok ülkede uygulanan Okuma Grubu gibi bir grup oluşturmak isteyip istemeyeceğimizi sormuştu. Ben de cevaben aynı anda çocuklar için de bir tane kursak tadından yenmez demiştim. Olsa keşke!
Benim çocuk yetiştirmek ve kitaplarla ilgili desturum şudur; iyi davranışlar en çok kitaplardan öğrenilir, öğretilir. Eğer çocuğumuza içinde iyi insan olmaya dair öğeler barındıran,  başarılı kitaplar okursak o çocuğun davranışlarından ve ahlakından endişe etmemeliyiz. Bu kadar iddialıyım! Benim için iyi ahlak ise; doğruluk, dürüstlük, her koşulda yalandan uzak durma, merhamet, iyilikseverlik, pozitif düşünme, şükür, başkasının malına asla gözünü dikmeme, çalışkanlık, kibirden kaçınma, alçakgönüllülük vs. Dualarım da bu yönde hep. Dilerim bu yönde olurlar sahiden de.

Resimli Günlük‘ten Özlem’cim Çocuk Kitapları ilgili fikrimi sormuş. Naçizane anlatayım. Bana kalırsa ülkemizde çocuk literatürü yeni yeni gelişmekte. Bir kaç yıl önce kitap bulmak çok daha zordu. Hele ki 2 yaş üstü kitaplar için epeyce kazınmak gerekiyordu. Konuya dönersek, işte sorular ve cevaplar;

  • Selim’e kitap seçerken önemsediğim kriterler nelerdir? Eğer beraber okuyacağımız bir kitapsa görselliği çok önemli. Çünkü çocukla kitap okumak cümlelerden ziyade resimlere odaklanmakla oluyor. Ben resimler üzerinden hikayeler anlatıyorum daha çok. Cümleler hoşuma gitmezse düzeltip de okuyorum. Ama masal kitabıysa şayet seçtiğim kitap, konularına odaklanıyorum. Gözümüze soka soka ders veren kitaplar değil de, güzel bir kurgu içinde, serpiştirilmiş edasıyla güzel ahlak örnekleri ile dolu olanları tercih ediyorum. Dürüstlük, iyilik, sevgi, merhamet, sadakat, kötülükten kaçınma; yalan, hırsızlık, sözünde durmama, kıskançlık vs.
  • Kitabın kapak tasarımı beni cezbeder mi? Hayır.
  • Çocuk kitaplarının didaktik yaklaşımlarını nasıl buluyorum? İlk soruda dediğim gibi gözüme soka soka, kafama vura vura, besbelli ders vermeye dayalı kitapları son derece sevimsiz buluyorum. 
  • Çocuk kitaplarındaki resimler nasıl olmalı?  İllüstrasyonlar olabildiğinin en iyisi olmalı. Hele ki 2 yaş üstü kitaplarda yazıdan ziyade resimlere bakıldığına göre. 
  • Hikayesini beğendiğim bir kitabı illüstrasyonlarından dolayı almamazlık ediyor muyum veya tam tersi oluyor mu? Hayır. Çünkü böylesi kitapları gece yatarken okuyorum. Tabi yeteri kadar uzunsa ve masal kıvamındaysa. İllüstrasyonları iyi, hikayesi kötü ise de kendim tamamlıyorum, uydurup kaydırıyorum Selim’in o anki hal, davranış ve ihtiyacına göre 🙂
  • Hikayesi uyduruk olan bir kitabı grafiklerine aşık olarak aldığım oldu mu? Henüz değil ama öyle bir kitap bulursam olabilir. Nasılsa hikayeyi atar tutarım diye. 
  • Grafiklerde aradığım temel özellikler var mı? Varsa nedir? Kendi çocukluğumdan bildiğim, kitabın içindeki görüntüler öyle olmalı ki, onlara bakıp türlü türlü hayallere dalmalı insan. Okuyucuya -Ah keşke ben de orada olsam- dedirtmeli. İştah kabartmalı. Kitabın içine girmeyi istetmeli. Ben hala ilkokul çağında okuduğum ve kitabın içine girmeyi isteyecek kadar sıcak resimlerle dolu bir iki kitabı çok net hatırlarım. Biliyorum ki öykülerini akılda tutmanın sebebi, o resimlerdir.
  • Selim’in şu anda en çok sevdiği 3 kitap? (3 yetmez, 10 olması gerek ve 4+ için elbette bunun cevabı) 

  • 1.Odtü Yayıncılık’tan çıkan, öve öve bitiremediğim, ödüllü kitaplardan bir kaçına benim gibi vuruldu Selim de. Alışılmışın dışında hikayeleri, nefis illüstrasyonları ile (ki herbiri bir şaheser) vazgeçilmezlerimiz oldu. Bunlardan en sevdikleri; Kedi ve Yıldızlar, Sevimli Cüceler ve Uçan Balık. Güzel davranış odaklı herbiri; sadakat, dostluk, açgözlülük, bencillik vs.  Bir handikabı benim için, kitabı doğru anlayıp anlamadığımdan emin olamıyorum bazen. Çoğu kült filmler gibi.

  • 2.Gelincik diye bir kitabımız var, nedense Selim pek sevdi onu. Halbuki hüzünlü de. Hüzünlü şeyleri, mutlu bitmeyen öyküleri sevmez oysa. Birşeyin zamanında değerini bilmekle ilgili kısmen. KöpekBalığı Keskin de, minik bir kitap fuarından alınmıştı. Akademi Çocuk Yayınları’ndan. Oldukça renkli çizimleri var. Köpek Balığı seven bir çocuğunuz varsa çok mana kazanıyor. 
  • 3.Dinozor delisi bir çocuk olduğu için bu kitabı es geçmek olmazdı. 3 boyutlu ve sesli bir kitap. Geçen yıl M&S’den almıştım. Bayıldı Selim de. Bunun bir benzeri daha var bununla beraber elinden düşürmediği.
Bir de gece yatmadan okuduğumuz masalımsı kitaplar var. İçlerinde ikimizin de çok sevdiği  bir kitap var ki, anlatmadan geçemeyeceğim. Eğlenceli Masallar. Çoklu Zeka etkinlikli ve içinde 104 etkinlik de mevcut. Etkinliklerini pek yapmadık Selim’le, zaten o kısmı pek renksiz. Benim bile içimden gelmiyor, orada çalışma yapmak. Ancak içeriğindeki masallar çok başarılı. Daha önce 365 güne bir  masal, her güne bir masal nevinden bir kaç kitap aldım internetten ama çoğu fiyasko çıktı. Bir tek bunu beğendim içlerinden. Masallar görsel, müziksel, matematiksel, sosyal, içsel, kinestetik zeka ve doğa zekası diye kategorilendirilmiş. Zekaya ne faydası dokunur bilinmez ama hikayeler güzel öğelerle dolu. Timaş Yayınları’ndan kitap.

 (Şimdi bu -mim- işinde benim de birilerine mi havale etmem lazım bunu, “Ayh, ben sıramı savdım, elim sende !” mi demem lazım? Eğer öyleyse; ımmm.. kimi seçsem, A buldum ya, kendisinden de, blogundan huzur bulduğum ve adını Huzur dolu Anne koyduğum; Şeyma‘yı seçiyorum. İnşallah zora sokmam, dilersen yazarsın tabi.)

Evreka! Evreka!

Buldum! Buldum! Sonunda bağırıp çağırdıklarında ve çok öfkelendiklerinde, hatta kapıyı çekip gittiklerinde, annelerin de, çocukların da içini bir nebze olsun rahatlatacak ve “Bu herkesin başına gelen normal bir olaydır, sen hayatı Caillou’dan ibaret sanma, tüm anneleri de Caillou’nun annesi gibi her daim müşfik zannetme!” dedirtecek bir bilgiye ulaştım sonunda. Tübitak’ın Erkek Çocukluk Kitaplığı – Duyularımız serisinden çıkan -Korkmuyorum!- kitabını okudum bir süre önce.  İşte bu! dediğim bir bölüme rastladım ve şad oldum adeta.
Hani hep diyorum ya, çocuk ne yaparsa yapsın, evde ne fırtınalar koparsa kopsun, anne ne kadar berbat hissederse hissetsin, hatta isterse kıyamet kopsun, çocuğa hep aynı sükunetle, hep aynı titizlikle, hep aynı hoşgörü ile yaklaşmamızı salık verir ya; kitaplar, uzmanlar ve ben de son derece hayalperest, gerçekle asla örtüşmeyen, iddialı ve riyakar bulurum bu türden bilgileri, hatta deliye dönerim bundan. İşte bu noktaya temas eden, ebeveynlerin de yoldan çıkabileceklerini ve çocukların da bunu doğal karşılamaları ve  bundan korkmamaları gerektiğini anlatan, “Beni Bırakmayın!” adlı bu gerçekçi bölüm pek memnun etti beni.
Düşünsenize ölümüz olsa çocuğumuzun rutinini bozmayacak, kederimizi çocuğumuza ne pahasına olursa olsun yansıtmayacak kadar ileri gittiğimiz oluyor. Oysa ölüm hayatın en sert ve en büyük gerçeğidir. Ortada böyle bir şey varken çocuğu bundan bihaber, uzak tutmaya çalışmak, sözümona sağduyulu bir ebeveyn gibi davranmak saçmalık değil midir? Cem yılmaz’ın ünlü monoloğunda dediği gibi bir çırpıda deyivermeli “Ayşe, hepimiz ölcez!” 
Hem diyelim ki, her zaman aynı edayla, aynı sabırla,  aynı mükemmellikle davranan ebeveyne sahip bir çocuk var ortada. Bu çocuğun müstesna ebeveyni baki midir peki bu çocuğun hayatında? Ya da bu ebeveyn çocuğun düzenini korumakta ehil  midir daima? Değildir elbette. E, o halde? Biraz anormallik fena olmasa gerek, çocuğu hayata hazırlaması bakımından. Belki bir deli annenin, ansızın delirmesi çocuğu hayatın ani değişikliklerine hazırlıyordur. Belki delilik tümden faydasız değildir ve belki de kusursuzluk tümden faydalı değildir.
İddia ediyorum;  pek yakında modern anne, modern çocuk, en akıllı çocuk, en mutlu çocuk, her daim eğitim, çokçok eğitim gibi içi boş ama dışı pek parlak kaplı bu zırvalar çöpe gidecek. Daha realist, daha samimi, daha doğal yöntemlere (hatta yöntem kelimesi bile yanlış, o da bir kalıba sokuyor gene insanı) daha geniş bir sistemden konuşacağız. Hem de kişiye özel sistemlerden.  Bunun ilk işareti sadece bu kitap değil üstelik.

Ayın Kitabı – Kedi ve Yıldızlar

Odtü Yayıncılık tarafından yayınlanan, ödüllü kitaplar serisinden, en sevdiğim kitap; Kedi ve Yıldızlar. İllustrasyonları sanat eseri kıvamında, hikaye oldukça sıradışı. Üstünde düşünülmesi gereken, hatta çocukla birlikte beyin fırtınası yapmaya sevk eden kitap. 2004 yılında Bologna Çocuk Kitapları fuarında, Avrupa En İyi Çocuk Kitapları Ödülü almış, anaokulu çocuklarına hitap ediyor. Arkadaşlarını kurtarmaya çalışan küçük bir yıldızın hikayesi anlatılıyor kitapta. Temalar da; çevre ve doğa sevgisi, arkadaşlık, fedakarlık, zorluklarla mücadele edebilme, aç gözlülüğün zararları, hayal gücü. 
Yazan; Kambiz Kakavand
Resimleyen; Neda Azimi.
Bu seriye ait bir diğer yazı için buraya tıklayın.


Sevdiklerim – Kült Çocuk Kitapları

“Bologna Çocuk Kitapları Fuarı, 2004 Yılı New Harizons Avrupa En İyi Çocuk Kitapları” ödülü kazanmış bir serisi var Odtü Yayıncılık’ın. Henüz keşfettiğim ve hayranı olduğum. Kitabın illüstrasyonları da,  hikayeleri de gerçeküstü ve harika. Hikayeler bildiğimiz hikayelerden değil asla.  Kült film tadında. Okurken su gibi akıp gitmiyor, duraksayarak, düşünerek dinlemeye sevk ediyor. Selim’in deyimiyle; -beyin fırtınası- yapıyoruz

kitabın hikayesi hakkında. Okurken kitabın ne demek istediğini, nereye varmak istediğini çıkaramıyorsunuz hemen. Bazen endişelenmiyor da değilim, doğru anlıyor muyum, anlatabiliyor muyum Selim’e diye. Üstelik emziren bir anneyseniz işiniz daha da zor. Malum emziren anneler hafif aptallaşırmış, çocuğuyla mutlu mesut olsun, dünya derdiyle uğraşmasın, o değerli süte de bir zeval gelmesin diye sanırım. Hikayelerin teması davranış odaklı; Sadakat, dostluk, doğa sevgisi, paylaşım, farklılık, farkındalık, hayal gücü, birlikte yaşam gibi. Çizimlere gelince; sayfalarca yazabilirim bu konuda. Her bir kitapta bir başka modern resim tekniği kullanılmış adeta. Utanmasam kimi Picasso, kimi Klimt, kimi Munch diyeceğim. Kısaca her biri sanat eseri değerinde deyip keseyim.



Ayın Kitabı – Ateş Böceği ile El Feneri

Bu hafta yüklü bir kitap siparişi verdim. Bu kez Tübitak Yayınları tadında bir başka seri çıktı karşıma. Odtü Yayıncılık’tan Ödüllü Çocuk Kitapları Serisi. Son dönemlerdeki en iyi keşfim oldu bu. İçim içe sığmıyor doğrusu. Birbirinden güzel, çok kaliteli, çok sevimli, sıradışı hikayeleri, güzel davranış odaklı ve üstelik çok da ucuz.

Ateş Böceği ile El Feneri: Ana sınıfı çocuklarına hitap ediyor. Arka kapak tanıtımında ise şunlar yazıyor; Ateş böceği geceleyin ormanın karanlığında pırıl pırıl parlıyordu. Onun ışığında salyangoz kitap okuyor, örümcek örgü örüyor, kelebek ise resim yapıyordu.
 

SİTE

Haftanın Kitabı – Duyularımız

Tübitak Popüler Bilim Kitapları – Erken Çocukluk Kitaplığı’ndan çıkan 3-6 yaş arası çocuklar için harika bir kitap gene. Haydi Öğrenelim serisinden çıkan çok sevdiğim bir kitaptır bu da. Tübitak kitaplarının en sevdiğim tarafı, kitabı  interaktif bir biçimde okumaya imkan vermesidir. Bu şekilde anne ile çocuk karşılıklı olarak keyif alabilmektedir. Örneklendirerek, soru-cevaplarla okumaya yönelten tarafı fazlasıyla mevcut bu kitabın da. Kitabın içinde ve sonunda yer alan faaliyetler de insanın içini rahatlatacak derecede pekiştiren örneklerle dolu.
Okurken dikkat edilmesi gereken nokta; sürekli ilerlemek mümkün değil, çocuğun sıkılmaması ve ilgisinin baki kalabilmesi için her bir duyuyu bir başka günde okumak daha faydalı oluyor kanaatimce. Bir çırpıda okunacak hikaye kitabı değil zira.

Ayın Kitabı – Böyle Bir Kuyrukla Ne Yapardın?

What Do You Do With a Tail Like This’
Steve Jenkins – Robin Page
Çeviri: Özlem Özbal

Tübitak Popüler Bilim Yayınları – Erken Çocuk Kitaplığı’ndan 3-6 çocukları için harika bir kitap. Selim bayılır bu kitaba. Artık ezberlemesine rağmen gene de zevkle okur, okutur. 

Kazmaya yarayan bir burun, görmeye yarayan kulaklar, kan fışkırtan gözler… Hayvanların kulakları, gözleri, ağızları, burunları, ayakları ve kuyruklarıyla neler neler yapabildiklerini bilseniz şaşarsınız. Değişik resimleri ve içerdiği ilginç bilgilerle sıradışı bir kitap.

Kitabın resmi sitesi için tıklayınız.

Annelik Manifestom

1 yıllık çocuk yetiştirme deneyiminden sonra anladım ki çocuk yetiştirirken kitapları, uzmanları, doğru diye her dayatılanı baz almamalıyım. Kafamda bir kaç bilgi bulutcuğu ve tamamen içgüdüsel olarak bulduğum yöntemlerle devam ettim yola. Derken bu manifesto çıktı ortaya, doğru yahut yanlışlarıyla…
1. Kitaplardan, uzmanlardan örnekler alıp, prototipler yetiştirmektense, deli de olsa samimi bir anne olmak her zaman daha iyidir. Ne de olsa robot yetiştirmiyoruz. Her canlı ayrı bir dünya demekse bir örneği alıp tüm çocuklara uygulayamayız. Hem deli bir anne olmak her zaman kötü değildir, çocuğu bir nebze hizaya sokabilir.
2. Ahlak eğitimini doğru veremem diye endişelenme. İçinde iyi örneklerin olduğu kitaplardan al, bol bol oku. Bu aynı zamanda kitap aşığı çocuklar yetiştirmeye vesile olacaktır. Üstelik kelime haznesi şaşırtıcı derecede gelişkin bir çocuk çıkacaktır karşına.
3. Ahlak eğitiminde en önemli örneklerden birinin kendin olduğunu unutma. Deliyim, tutarsızım diye endişelenme, deli olmak demek ahlaksız olmak değildir. Bu konuda uyanık ol. Örneğin; telefonda seni arayan ancak görüşmek istemediğin birine ‘yokum’ dedirtmek  çocuğun gözünden kaçmayacaktır. Bu  olayla dürüstlüğün göreceli olduğu fikrine kapılır.
4.  Her ne kadar kitaplar bilmem kaç yaşına dek çocuğun sadece kendini düşündüğünü söyleseler de aldırma. Nerdeyse bebeklikten itibaren -empati- duygusunu yerleştirmeye çalış.
5.  Beden beslenmesinden ziyade ruh beslenmesine odaklan. Beden beslenmesi konusunda elzem olanla yetin.
6.  Berbat günler, berbat zamanlar olacaktır. Her ne olursa olsun anlamaz deyip kestirip atma, durumu çocuğa mutlaka anlat. (tabi anlayabileceği bir dilde) Ve ne olursa olsun, yaptığının doğru olmadığını, anne babaların da hata yapabildiklerini anlat ve mutlaka özür dile.
7. Dua et, onda sınırsız bir güç vardır.
8. Berbat zamanlardan sonra çocuğun sinirlerini yumuşatacak eylemler ara. Örneğin bol suyla oynamasına fırsat ver, ya da çok sevdiği bir eylemi yapmasına izin ver, sen de katıl.
9. İçine yerleştireceğin en elzem duygu; merhamet ve dürüstlük olsun. Hayvanlara olan ilgilerinden yola çıkıp merhameti aşıla. Şaka da bile yalanı hoşgörme.
10. Odasını toplaması konusunda esnek olabilirsin, dağınıklığını görmeyebilirsin, biraz sen, biraz o toplayabilir, bu konularda kuralcı ve değişmez olma. Kuralcılığı ahlaki eğitim konusunda göster.
11. Duyularını en erken zamanda açacak eylemler yap. Park gezintisi sırasında yahut sıradan bir gezintide bile farkındalığını artıracak konuşmalar yap. Bak menekşeler ne kadar renkli, gül ne güzel kokuyor, bulutlar ne güzel şekillenmiş, dinle bak rüzgar yaprakları nasıl hışırdatıyor, ağaca dokun bak nasıl pürüzlü gibi…
12. Anlamaz deyip bilim kitaplarını es geçme. Özellikle Tübitak Çocuk Yayınları  ile harika bir başlangıç yapabilirsin. Oku, anlat, dinle, sor, sorgulat.
13. Herhangi bir kızgınlık anında merhamet göstermek, ceza vermekten çok daha iyidir. Birinde anne sevgisini kaybetme korkusuyla hareket etme güdüsünü, diğerinde ise ceza korkusuyla hareket etme güdüsünü geliştirebilirsin.
14. Ah keşke mümkün olsa da hiç bir yerde kızmasak, azarlamasak çocuğumuzu. Ancak hiç olmazsa başkalarının yanında, kızma. Kızgınlığına engel olamayacaksan da seviyesizleşme. Küçük düşürücü olmadan anlat derdini. Zira etrafındakiler senden cesaret alıp, önce çocuğuna, sonra da sana aynı seviyesizliği ve hoyratlığı gösterme cüretinde bulunabilir.

15. Kızacağın bir eyleme girişir de gelip sana dürüstçe olayı anlatırsa asla kızma! Aslında kızgın olman gerektiğini ancak dürüstlüğünden çok memnun kaldığın için kızamadığını ve ceza vermeyeceğini dile getir. Böylece dürüstlüğünün önemine vurgu yapmış olursun, fiilen.
16. Konuştuğunda dinle. Aktif dinleyici ol hem de. Zira aktif olarak dinlemek, özgüven duygusunun gelişmesine ve önemsendiği hissine kapılmasını sağlar.
17. Her anne kendi çocuğuna göre manifestosunu ancak ve ancak kendi yazabilir. Tüm maddeler yalnızca bana ve büyük oğlum Selim’e göre yazılmıştır, yaşanmıştır. Henüz 4 aylık olan küçük oğlum daha şimdiden farklılık göstermektedir ağbisine göre nitekim. Ona da bir başka manifesto uygulamak gerekir sanırım.