Tag Archives:

3-6 Ay Bebek Oyalama & Faydalı Ürünler

0-3 aralığındaki bebekler dünyadan bihaberdirler, tek istedikleri  büyük oranda sevgi, şefkat ve temel ihtiyaçlarının giderilmesidir. Bunlar da emme- uyku- altının temizlenmesidir. Kolik değilse ve sağlıklı bir bebekse anne için rahat bir dönemdir. Ancak 3-6 ay aralığındaki bebek uyanmaya başlamıştır. Artık  algısı genişlemiş ve duyuları açılmaya başlamıştır. Ve daha az uykuya ihtiyaç duyduklarından daha fazla uyanık kalırlar, bu da doğal olarak daha çok ilgi beklentisi ve anneye kalan daha az zaman demektir.

Bu zaman süresince temizlik, gezme, alışveriş, misafir ağırlama ve en önemlisi varsa şayet evdeki diğer çocuk veya çocuklarla ilgilenme vs. gibi eylemler sırasında  bebeği oyalamak gerekir ki ne yazık ki kolay değildir. Zira bebeğin ilgisini çok kısa süre diri tutmak olasıdır ancak. Üstelik henüz oturma pozisyonunu alamadığından “Önüne bir şey koyayım da oyalansın.”  diyebileceğimiz bir durum da  mevcut değildir. Zor bir evredir. En azından benim için zordu. Bu dönemde çok kısa süreli de olsa işime yarayan eylemler ve ürünler oldu.
  • Pozisyon ve mekan değişikliği anlık fayda sağlayabiliyor. Bir an pusete, o da olmazsa yatağına, o da olmadı salona, balkona, hatta anneyle birlikte banyoya dahi götürmek mümkün. Bizimkinin neden bilmem en çok zevk aldığı yer ağbisinin odası oldu. Hele ki içinde ağbi de varsa yarım saate kadar oyalanabiliyor. 
  • Media Player’da müziğe eşlik eden görsel gösteriyi izlettirme. (“Now Playing–> Visualizations–>Battery–>Randomization”) Her iki çocuğumda da çok işime yaradı.
  • Baby Einstein DVD’leri, Dahi Bebek DVD’lerini izlettirmek. Bu filmler bebekte zeka patlaması yapar mı sanmam ama kısa süreli oyalama açısından işe yarıyor.  
  • Kucağına iliştirilen küçük bir el battaniyesi. Temiz bir mendil bile iş görebilir. Genellikle onunla oyalanmayı seviyorlar. Tabi ağız yoluyla. 
    • Early Learning Centre – 3’ü 1 arada Minderi: Benim için 5’i bir arada oldu. Tüm parçaları birbirinden kolaylıkla ayrılıyor. Ben yan duvarları yatağına yatak kenarı olarak ekledim. Asılı hayvanların olduğu kısmı kah pusetine, kah yatağına astım. Onları tutmaya uğşarak epey oyalandığı oldu. Altındaki minderi de her yerde bebeği koymak için kullandım.
    • Mothercare ve ELC – İlk Televizyonum; Mucizevi bir şekilde ilgi çekiyor. Turuncu kolu döndürünce kuruluyor ve My Jungle Animals olan yerde müzikle birlikte görüntüler akmaya başlıyor. Salyangozlu tuş rasgele her vuruşta dönüyor, ki bebeğimin en çok hoşuan giden kısmı buydu ve mor güneş korna sesi çıkarıyor. Pusete bile astım bunu.

      •  MotherCare ve ELC Kurtçuk; Her bir yerinde bir başka kumaş cinsi kullanılmış. Kornası, hışırtısı da mevcut. Dokunma, görme, işitme duyuları için birebir ve yukardaki kadar değilse de bununla da kısmen oyalandı.  

          Bu ve benzeri şeyler işinize yaramıyorsa beden gücünüzü, tahammülünüzü, sevginizi, merhametinizi ve muhabbetinizi attırsın Allah. Zira işinizi gücünüzü bırakıp bebeği kucağa almak, sevmek, öpmek vaktidir galiba.
          Advertisements

          Çocuk Oyalama ve Faydalı Filmler

          Selim’in Kolik Dramı efsane idi. Kolikle başlayan günlerin ardından her aşama nerdeyse aynı zorlukta ilerledi. 4. aydan itibaren yeterli kiloyu alamayınca ek gıdaya başladık. Benim acemiliğim ile onun yüksek duyarlılığı birleşince ortaya dramatik manzaralar çıkıyordu.

          4 aylık bebeği yedirmek için oyalama taktikleri yanıtsız kalıyordu çoğu zaman. Türlü şakbanlıklarla, binbir eziyetle, saatler harcayarak tamamladığım yemek seremonisi,
          bir sonraki öğüne dek kendimi şanslı addetmeme sebep olsa da bazen iğneyle kuyu kazmak misali yedirilen yemek 1 saniyede geri püskürtüldüğünde kolikten de öte bir drama şahit oluyordum. Bu kez anne çaresizliği, kul acziyeti, ilk bebek beceriksizliği, her nevi sıkıntı baş gösteriyordu. Selim biraz büyüdükçe ilerleme kaydeder olduk. Bazen ev eşyaları, bazen kendi oyuncaklarıyla türlü oyunlar, bazen zor durumlarda kullanılmak üzere henüz ortaya çıkardığım zulamdaki bir başka oyuncak, bazen delisi olduğu bir leğen dolusu su , bazen kitaplar ve çoğunlukla da çizgi film, animasyon, kısa film, fragman ne varsa kullanır oldum bu sırada. Bazen de hiçbirinin işe yaramadığı oluyordu ya, neyse..

          Şimdi baktığımda görüyorum ki; çok zor geçen bu sürecin aslında Selim’e de bana da kattığı çok şey oldu. Bir kere Selim’le çok yakın, sımsıkı zamanlar geçirdik. Dile kolay günde en az 4 öğün, 1 saat kadar sürüyordu her bir öğün. Konuşarak, koklaşarak, sorarak, sorgulayarak, tartışarak, gülerek aynı şeyleri defalarca izledik beraber. Belki şimdi o yüzden birşey izlerken yanında birini ister ve devamlı konuşur, tartışır izlediğini. Her ne kadar yemek yemeyi tek eylem haline getirin, tv karşısında yedirmeyin dense de ve ben de katılsam da bu fikre, pişman değilim böyle olmasından. Bu halin ikimize, yakınlığımıza, Selim’in ufkunun genişlemesine, bilgi ve kelime dağarcığının genişlemesine ve umudum odur ki zihninde iyi hatıralar bırakan anlar oluşmasına vesile olduğunu sanıyorum. Kimbilir böyle olmasa ona daha az vakit ayıracaktım, o yemeğini rahat yerken ben başka işlerle meşgul olacaktım. Hem şuursuzca da terketmedim karşısına hiçbir filmin. Binlerce defa izlediğimiz, her karesini ezbere bildiğim şeylerdi seyrettirdiklerim. Üstelik bu sırada Moskova’da idik. Filmlerin çoğunu Youtube’dan ediniyordum. Bu sayede Selim onlarca farklı dilden şey seyretmiş oluyordu. Belki yabancı dillere merakı da buradan geliyordur, kimbilir?

          Moskova’ya ilk gittiğimizde oturduğumuz ev korkunç derecede pisti. Üstelik  ev temizlemeye de müsait değildi. Zira banyoda gider, tuvalette musluk yok idi mesela. Selim  henüz emeklemeye başlamıştı. Her yeri cilalamam gerekliydi bana göre. İlk çocuk titizliği vardı üstümde üstelik. Temizlikçi diye gelen kızlardan biri tuvaleti temizlediği bezi mutfak tezgahına koymuştu ki o an benim için amelelik döneminin başladığı an oldu. Günler, gecelerce temizlik yaptım. Kaloriferleri söküp içlerini yıkayacak kadar, üstelik basbayağı altına leğen tut ve üstten su dök tarzında yıkayacak kadar delirmiştim  bu zaman zarfında.  İşte bu sırada imdadıma yetişen hep bu çizgi filmler oldu. Oturttum Selim’i mama sandalyesine, açtım bildik filmleri, peyderpey yaptım işlerimi. Ne Selim hırpalandı ne ben. Ben temizlikten hırpalandım olsa olsa.

          Bu zaman zarfında fayda sağladığım filmlere gelince; 
          • Baby Einstein Serileri ; bebekken çok faydalı oldu.  Baby Van Gogh, Baby Da Vinci, Baby Beethoven vs. ile gerek müzikleri, gerek kültürel bilgileri içten içe işleyisi, ilgiyi üzerinde tutma vs. çok başarılıydı. 
          • Teletubbies: Uzun süreli zapt etme konusunda oldukça işime yaradı. O moron tiplere yardımları için çok şey borçluyum.   
          • Elmo’s World Serisi: Ben çok memnundum bu seriden ancak Selim bazen sıkılabiliyordu. Selim burdan hem dünyaya dair çok şey öğrendi;  bilgi kapasitesi ve çeşitliliği arttı, kelime haznesi de. Geçenlerde tenor sesi çıkarmaya uğraşarak yanıma geldi ve “Anne bak ben opera sanatçısı oldum.” dedi. Bu bilgi Elmo’da vardı örneğin.  1 senedir hiç izlememesine rağmen unutmamıştı.
          • Doki Serisi; Çok başarılıydı ancak İspanyolca olduğu için tamamen anlaşılabilir değildi bizim için.
          • Minuscule; Bir Fransız efsanesi. Sanıyorum Selim’in hayvanlara yoğun ilgisi, onlarla kurduğu yakın bağ, hatta empati ve merhameti bu animasyon vesilesi ile oldu daha çok. 

          Ve daha bir çok irili ufaklı çizgi film, animasyon vardı. Hippo & Dog, Bebe Mais, Pixar’ın çılgın animasyonları, Baby Toonz… Şimdilerde ise ilgi sinema filmlerine kaydı daha çok. Özellikle Buz Devri Serisi, Nemo, Beni Aya Uçur (Fly me to the Moon), Bee, Shark Bait, Shark Tale gibi. Bir de belgeseller var çok sevdiği. BBC’nin Life (Hayat) belgeseli, dinozorlar, köpekbalıkları belgeselleri, Microcosmos, bir de March of the Penguins diye bir tane var ki içlerinde inanılmaz bir şey. Müzikler, çekimleri müthiş. Tam Fransız havası hakim belgesele.

          Kolik Dramı

          Selim zor bir bebeklik geçirdi. Zorluğu da ilk doğduğu geceden itibaren gösterdi kendini. Nitekim onunla aynı gün doğan tüm bebeklerin odalarından çıt çıkmıyorken, bizimkinden çığlıklar yükseliyordu devamlı. Hemşireler “Hayrola, bir şey mi?” diyerek heyecanla odaya dalıyor, Selim’i kaptıkları gibi götürüyor ve nasıl olduğunu bilemediğim bir biçimde susturup getiriyorlardı. Bu ritüel 2 gece boyunca devam etti. Eve geldiğimizde ilk 10 gün nispeten iyiydi ancak 10.günden sonra kızılca kıyametler koptu.
          Gece başlayan ağlama krizleri gece 02.00 zirve yapıyor ve ancak sabaha doğru azalıyordu. Üstelik hiçbir şey ama hiçbirşey bu ağlamaları azaltmaya yetmiyordu. Bebeği sakinleştirmek için devamlı emzirmek ise işi daha da güçleştiriyordu. Anne çaresizliği ve kul acziyeti ile birebir tanıştığım bu gecelerde tek yapabildiğim  Selim’e eşlik ederek ağlamak olmuştu. Kolik denen şeyle tanışmamız işte böyle oldu.
          Kimilerine göre kolik şiddetli gaz sancısından ibaretti yani fizyolojikti. Kimilerine göre ise dünyaya intiba gösteremeyen hassas ve duyarlılığı yüksek bebeklerin kendini dışa vurumuydu, yani psikolojikti. Benim inancıma göre ise, dünyaya alışmakta zorlanan bebeklerin sıkıntıdan başlarına gelen bir meretti. İşin içinde gaz sancısı olduğu kesindi, ancak o sancıyı doğuran; bebeklerin anne karnından koparılmaya verdiği trajik tepkiydi bence. Acıklı bir durumdu vesselam. Beni ağlamaya sevk eden de bu duygusal durumdu daha çok. Hz. Mevlana, dünya ile cenneti karşılaştırabilmek için anne karnı-dünya örneklemesine başvurur. Nasıl ki bebek için anne karnı en güzel yerdir, ordan başka yerde yaşamak istemez, bilmez ki dünyaya göre ne denli can sıkıcıdır anne karnı, cennette işte tam öyledir dünyadaki insanlar için der. Kelimesi kelimesine değilse de aklımda kalan böyle.  Yani zavallı bebek orda güvenli, sıcak ortamında iken üstelik buranın süreli olduğundan bihaber, mutlu mesut kıvrılmış yatıyorken birden bir el uzanıyor ve hooop! çıkarıveriyor onu oradan ansızın. Bebeğin anne karnından zorla koparılması hele ki sezaryanla birdenbire  alıştığı sımsıcak ortamdan, -löp-diye buz gibi ameliyat odasına alınması travmatiktir, trajiktir, dramatiktir. İşte loğusalık duygusallığı ile varolan duygusallığım ve hayal gücümün de üstün çabası ile zıvanadan çıkmıştım o günlerde. Selim’in yaşadığı şoku, travmayı düşündükçe daha çok ağlamak istiyordum.

          Şimdilerde ailemizin danışmanı olan doktorumuzun o günlerde bize söylediği acı gerçek şu oldu; ne yaparsak yapalım bu sancılar 90 gün şiddetlenerek devam edecek. Bunun yanısıra bebeği rahatlatmaktan çok sanırım annenin birşeyler yapmalıyım, hissiyatına uygun düşen onlarca şey önerdi. Sabah Nurse Harvey’s, öğlen Zinco Damla, türlü yağlarla masajlar, sıcak su torbaları, Muscat rendesi, Metsil ve daha hatırlayamadıklarımla adeta bir seremoni hazırlığı yapıyordum gündüz. Gece de göz gözü görmüyordu. Ha başladı, ha başlayacak diye dizlerimin titremesine, kalbimin yerinden çıkacakmışcasına atmasına sebep olan an geldiğinde koşturmaca da başlıyordu. Havlu ısıt, karnına koy, kucağına al, sımsıkı sarıl, gezdir, hoplat, zıplat, şarkı söyle, hamileylen dinlediğin müzikleri dinlet, Yansımalar’ı dinlet, ney sesini dinlet, dinlet ki bak her şey yolunda diyebilsin, olmadı mı, o halde kurutma makinasını aç, hah 5 saniye durdu iyi, aman gene başladı, koş, dans et, olmadı, bildiğin bütün duaları et, hah biraz durdu, aman gene başladı, sarıl, hopla,zıpla,  Bir de “Yapacak bir şey yok nasılsa yatağına ağlamaya bırak!” zırvası var, pek sevmedim ama onu da uygula napalım, aman olmaz, çocuk zaten travmadan ağlıyor bir de iyice terkedildim hissine kapılmasın. Git al! Havlu ısıt, hopla, zıpla! Olmadı mı ayağında salla! Olmadı mı e otur ağla anasını satayım! Hatta İlter’i ara bir de ona ağla.
          Üstelik bu zamanlarda İlter gece çalışıyor ve benim yanımda başka kimse yok. Yalnızım!
          Kendime bir geri sayım tablosu hazırlamıştım, şafak sayar gibi, her geçen güne şükredip çentik atıyordum. Geçti gitti çok şükür. O yüzden Selim’in bebekliğini doya doya yaşayamadım hiç. Hem ilk bebeğin getirdiği tedirginlik nedeniyle hem de bu kolik dramı nedeniyle. Hep günler bir an önce geçsin istedim. Oysa bilmem gereken bir şey daha varmış; bir sıkıntıyı atlatınca, saf mutluluk kapısı açılmıyor aksine başka başka sıkıntılar baş gösteriyormuş. O yüzden de 2.bebeği istiyordum bir yandan. İçimden aşkla inandığım bir şey vardı, Allah bu kez bana sakin bir bebek verecek ve ben böyle bir bebeğin de keyfine varacaktım. Oldu da çok şükür. Ancak nerden bilebilirdim ki Kerim’de  hayati dramların ortaya çıkacağını ve koliğin bunların yanında çok basit kalacağını.
          Demem o ki, kolik yaşarken zor, çok zor hem de. O çaresizlik hissinin verdiği acı ve belki de benim uydurduğum dram kısmı  çok acıklı. Ancak sonuçta geçiyor. Ve ölümcük değil çok şükür. Hem kolik bebeklerin zeki olduklarına dair bir inanış da mevcut. Benim anladığım ise şu; o bebeklerin duyuları fazlasıyla açık oluyor, diğer bebeklere göre farkındalıkları da yüksek olduğundan bir travma yaşıyorlar dünyaya gelince. Bir deha belirtisi de olabilir bu, aşırı duygusallık belirtisi de. Ama dehaya daha yakın görünüyor.

          Ayın Ürünü – Emzirme Önlüğü

          Oldukça basit ancak çok işlevsel bir ürün.  Bebeğinizi emzirmek sıkıntı olmaktan çıkıyor böylece. Hem de dışarda olmaktan kaçınmıyorsunuz. Oldukça hafif bir kumaştan yapıldığı için çantada yer de tutmuyor. Bir yere gittiğinizde köşe bucak kaçınmak yerine olduğunuz ortamı terk etmeden ve utanıp çekinmeden bebeğinizle ilgilenmek mümkün bu önlükle. Ben çok rahat ettim doğrusu.
          Ben Bebeshop‘tan almıştım bu ürünü. Gördüğüm kadarıyla Mothercare’de de mevcut.
          Detaylı bilgi için;
          Buraya yahut buraya tıklayabilirsiniz.

          Haftanın Ürünü – BabaSling Kanguru

          BabaSling’i çok farklı pozisyonlarda ve doğumdan 2 yaşına kadar kullanmak mümkün. Bebek anne yahut baba sıcaklığında daha rahat uyuyor. İlk etapta pozisyonu ayarlamak epeyce karmaşık gelmişti ancak alışınca çok rahat oluyor. Acil durumlarda, bebek arabasını veya puseti alamadığınız durumlarda, evin içinde iş yaparken bile rahatlıkla kullanabileceğiniz bir ürün. 
          Özellikleri:
           
          – BabaSling bir çok farklı rengi ile doğumdan itibaren bebeğiniz kendi başına hareket edebileceği 2 yaşına kadar kullanılabilir.
          – BabaSling ergonomik tasarımı sayesinde bebeğinizin omurgasının gelişimini olumsuz etkilemez. Pek çok sağlık uzmanı hamak tipli kanguruları tavsiye etmektedir. Bebeği önden sabit diklemesine taşıyan kangurular omurgaya doğal olmayan baskı yaptığımdan bebeğin omurga gelişimini olumsuz etkiler.
          – BabaSling ile bebeğinizi emzirmek kolay ve basittir. Bu da hareket halinde iken bile bebeğinizi beslemenizi sağlar. 
          – Bebeğiniz 2 ila 9 kilo ağırlığında iken BabaSling’i Easy Tiger, Sleeping Joey, Little Piggy ve Little Joey pozisyonlarında kullanınız. 
          – Kalan 3 pozisyonu bebeğiniz 9 kilo ve üzerinde iken 3 yaşına kadar kullanabilirsiniz. 
          – BabaSling BS En 13209/2 Avrupa Güvenlik Standartlarına göre test edilmiş ve üretilmiştir. 
          – BabaSling ayarlanabilir olduğu için hem minyon yapılı hemde iri cüsseli herkese uygundur. 
          – BabaSling %100 pamuk kumaştan üretilmiştir.  Kumaşı hem hava alır hemde dayanıklıdır. Kumaş boyasında insan sağlığına zararlı Azor boya maddesi kullanılmamıştır. Ürün kumaşının bu testlerden geçtiği gösterir SGS Raporları mevcut olup, bu raporlar isteyen müşterilerimize gönderilebilir.
          – Bebeğinizi taşırken rahat etmeniz için omuz kısmına gelen yerler sünger ile takviye edilmiştir. Bebeğin girdiği kısımların her iki tarafı sünger takviyelidir. Bu şekilde bebeğinize ekstra rahatlık ve güvenlik sağlanır. 
          – Anahtar, bozuk para için önde cebi bulunur. 
          – BabaSling iki ucu biri büyük diğeri küçük iki toka ile birbirine bağlanır. Tokalar sert ve dayanıklı malzemeden yapılmıştır. Küçük toka güvenlik içindir. Tokalar klipslerine basılmak suretiyle birbirinden ayrılır. Bu işlem o kadar kolay yapılır ki bebeğinizi BabaSling’te uyurken onu uyandırmadan yatağına koyabilirsiniz. 
          – Hindistan’da BabaSling tesislerinde üretilmiştir. İngiltere’den ithal edilmiştir. İngiliz markasıdır. Üretimin her aşaması İnsani prensipler esas alınarak üretilmiştir. Üretim çevreye zarar verilmeden çocuk işçi kullanılmadan vasıflı terziler tarafından yapılmıştır.
          – Ebatları: (Uzunluğu x Genişliği x Yüksekliği): 150 x 100 x 50 cm; Ağırlığı: 0.55 kg 
          – Ürün kutusunda kumaş/bez şeklinde ağzı iple büzülen şık torba muhafazası bulunur.
          – Türkçe ayrıntılı kullanım kılavuzludur. 
          – BabaSling en fazla 40 C derece sıcaklıkta makinede yıkanabilir. Makinede kurutma yapmayınız. Tokalar zarar görebilir. 
          – BabaSling bebeğinizi diklemesine taşıyan kangurulara benzemez. Saatlerce kendinizi bir paraşütün içinde hayal ediniz. Bütün yük ayaklarınızın arasında. Birde kendinizi anakarnındaki gibi kıvrılmış bir şekilde yumuşak bir hamağın içinde hayal ediniz. Bütün yükünüz dağılmış bir şekildedir. Hangisini tercih edersiniz. BabaSling ile diğer kangurular arasındaki fark budur. 
          Bebeğinizin ilk yıllarında omurga gelişimi hayati öneme sahiptir. Hamak şeklindeki kangurular bebeğinizin iskelet yapısının sağlıklı gelişimine destek olur. Hamak  şeklindeki kangurularda bebeğinizin ağırlığı belli bir noktada toplanmak yerine ağırlık bebeğinizin poposundan sırtına doğru dağılmaktadır. 
          Ürün videosu için aşağdaki linki tıklayınız. 

          Vazgeçilmezlerim – Bebek Ürünleri

          • Sudocrem:  Pişik, yara, güneş yanığı, egzama ve hatta sivilcede bile mucizevi bir krem. Mothercare mağazalarında ve online satış sitelerinde mevcut.

          • Fresh’n Soft – Yenidoğan Havlu: Sadece  doğal pamuk ve saf su içeren, hayallerimi süsleyen bu ürünü bulunca havalara uçtum. Rusya’da buna benzer bir ürün Huggies’de vardı. Türkiye’ye geldiğimde bulamayıp epey üzülmüştüm. Bir handikapı her yerde bulunmuyor.

          • Prima Premium Care – Bebek Bezi: Kesinlikle pamuksu ve yumuşacık.  Çok rahat etti bebeğim bununla. Üstelik poposu da yanmıyor kolay kolay.

          • Mothercare Tulumları: Selim’den beri beni de, bebeklerimi de en çok rahat ettiren ürün. Küçücük bebeğe, sırf heves olsun diye pantolon, gömlek, tişört giydirmek yerine uyku giysisi olsa bile bu tulumlardan giydirmek hem anne için hem bebek için sıkıntısız bir kolaylık sağlıyor. Üstelik eğilip bükülmüyorlar. 

          • MyCey veya Mothercare Emzirme Önlüğü: Bebeğinizi emzirmek için koşuşturmaya, köşe bucak saklanmaya gerek kalmıyor. Çok basit ama çok işlevsek bir ürün.

          İlk Aylar için Anne & Bebek Ürünleri

          • Laessig – Bebek Bakım Çantası:  Çanta kategorisinde 1 numaralı favorim. İlk aldığınızda sıklıkla bölmelerin içinde kaybolsanız da zamanla neyi nereye yerleştireceğiniz sabitlenince çok rahat ettiriyor. Alt açma minderi, 6 saat dayanıklı termosu, kirli çamaşır bölmesi, el çantası, bebek arabası için takılabilir bantları, körüklü, omuz ve çapraz askılı, konforlu bir çanta.

           
            • BabaSling – Bebek Taşıyıcısı-Kanguru: Ben henüz 2 farklı şekilde taşımayı denedim Kerim henüz 6 aylık bile olmadığı için. Bir de sıcak ülkelerde çok rahat kullanılmadığı kesin. Ancak acil, puseti alamadığınız durumlarda çantanızdan çıkarıp da kolayca taşıyabiliyorsunuz bebeğinizi. İlk başlarda epeyce zor ve güvensiz gelmişti bana ama sonra temizlik yaparken bile kullanır oldum evin içinde. 

              • MyCey Emzirme Önlüğü: Oldukça basit ancak çok işlevsel bir ürün.  Bebeğinizi emzirmek sıkıntı olmaktan çıkıyor böylece. Hem de dışarda olmaktan kaçınmıyorsunuz. Oldukça hafif bir kumaştan yapıldığı için çantada yer de tutmuyor. Bir yere gittiğinizde köşe bucak kaçınmak yerine olduğunuz ortamı terk etmeden ve utanıp çekinmeden bebeğinizle ilgilenmek mümkün bu önlükle. Ben çok rahat ettim doğrusu. Bebeshop‘tan almıştım bu ürünü. Gördüğüm kadarıyla Mothercare’de de mevcut. Detaylı bilgi için; Buraya yahut buraya tıklayabilirsiniz.

                •  Mothercare Bebek Kutusu: Belki de en çok işime yarayan ve dağınıklığımı örterek en büyük rahatlığımı sağlayan alettir bu. Ne var ne yok içine atabiliyor ve de hijyen- temizlik derdinden de sıyrılmış oluyorsunuz.
                •  Fisher-Price Yağmur Ormanı Dönence: Beklentilerimi tam olarak karşılayan bir ürün olmamasına rağmen geceleri Kerim’i susturmada şükürler olsun ki çok işe yaradı. Gece yerimizden bile kalkmadan uzaktan kumanda ile bebeği susturmak, hele ki ilk zamanlarda bulunmaz bir nimet olmuştu bizim için. Tavana yansıyan görüntüleri çok zayıf ve rengi tupturuncu ve sıkıcı geldi bana. Zaten ışık kısmını hemen hemen hiç kullanmadık. Yataktan ayrıldığında gece lambası şeklinde oturtularak da kullanılabiliyor. Müzikleri çeşitli, yağmur ormanı sesleri güzel. Ancak aklımda hala şöyle okyanus sesi, yağmur sesi veren bir alet bulmak var.
                • Sudocrem:  Pişik, yara, güneş yanığı, egzama ve hatta sivilcede bile mucizevi bir krem. Mothercare mağazalarında ve online satış sitelerinde mevcut.

                • Fresh’n Soft – Yenidoğan Havlu: Sadece  doğal pamuk ve saf su içeren, hayallerimi süsleyen bu ürünü bulunca havalara uçtum. Rusya’da buna benzer bir ürün Huggies’de vardı. Türkiye’ye geldiğimde bulamayıp epey üzülmüştüm. Bir handikapı her yerde bulunmuyor.

                • Mothercare Tulumları: Selim’den beri beni de, bebeklerimi de en çok rahat ettiren ürün. Küçücük bebeğe, sırf heves olsun diye pantolon, gömlek, tişört giydirmek yerine uyku giysisi olsa bile bu tulumlardan giydirmek hem anne için hem bebek için sıkıntısız bir kolaylık sağlıyor. Üstelik eğilip bükülmüyorlar.
                • Early Learning Center – 3’ü 1 Arada Oyun Halısı: Mothercare mağazalarında ya da ELC mağazalarında mevcut. Çok işime yaradı hakikaten. Benim için üçü değil beşi bir arada oldu diyebilirim. Ürün 5 parçaya ayrılabiliyor. Yanları yatak kenarı süsü olarak kullanıyorum, altındakini bebek minderi olarak, üstündeki jimnastik askılığını da kah pusetine, kah yatağına geçirerek oldukça fonksiyonel bir biçimde kullanmak mümkün.
                •  

                   
                •  C&A Zıbın Body: Çoğunluğu organik pamuktan yapılmış, pek rahat ettiren bir ürün. Hele ki ilk bebek acemiliğinde bire bir. Kafadan geçirilerek giydirilen giysiler öncelikle anne de tedirginlik yapmakta sonra da çocuğa yansımakta bu tedirginlik. Ben ilk çocuğumda bilemedim, 2. de rahat ettim bunlarla. Çok değerli bulduğum bu bilgiyi paylaşmadan edemedim. Chicco, Mothercare mağazalarında da görmüştüm ama en çok modeli C&A da gördüm. 

                    • Palmer’s Skin Success Renk Açıcı Krem: Hamilelik, güneş gibi nedenlerle ciltte oluşmuş lekeleri ve renk bozukluklarını  gidermeye yardımcı bir krem. Vücutta ve yüzde kullanılabiliyor. Hamilelikte de kullanılıyormuş ama ben doğumdan sonra kullandım. Yıllardır yüzümde duran güneş lekesinin rengini epeyce açtı ama benim cildim çok, çok hassas ve alerjendir, tepki verdi bir süre sonra kreme. Başarılıydı oysa çok. Sorunsuz ama lekeli bir cilt için öneririm. Detaylı bilgi için Bebeshop ve Palmer’s  tıklayın.